<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Two Phil Dick Awards</title>
	<atom:link href="http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=two-phil-dick-awards</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 06:58:13 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>By: matt</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17993</link>
		<dc:creator>matt</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 14:22:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17993</guid>
		<description>&quot;...I’d receive my second Philip K. Dick award—my third dick, you might say. &quot;

aww, that&#039;s terrible! You should be pun-ished...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;&#8230;I’d receive my second Philip K. Dick award—my third dick, you might say. &#8221;</p>
<p>aww, that&#8217;s terrible! You should be pun-ished&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Belf (of Moldovia)</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17991</link>
		<dc:creator>Belf (of Moldovia)</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 13:53:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17991</guid>
		<description>buna dimineata: how about a rumanian translation for Software of White Light!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>buna dimineata: how about a rumanian translation for Software of White Light!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Kelson</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17982</link>
		<dc:creator>Kelson</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 06:09:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17982</guid>
		<description>Gobble Gödel Gobble!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gobble Gödel Gobble!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Jeffrey Kegler</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17980</link>
		<dc:creator>Jeffrey Kegler</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 05:17:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17980</guid>
		<description>The Sisyphus metaphor is nice.  At the end of the struggle, whee!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>The Sisyphus metaphor is nice.  At the end of the struggle, whee!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Alex</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17974</link>
		<dc:creator>Alex</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 01:19:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17974</guid>
		<description>I recently bought the Blu-Ray 5 Disc box set of BladeRunner. It has 5 versions of the movie! Plus lots of extras. I thought I liked the original voice-over version the best, but this time around I preferred the &quot;All New - Final Cut&quot;. Of course the music by Vangelis really helps make this one of the best movies ever made.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>I recently bought the Blu-Ray 5 Disc box set of BladeRunner. It has 5 versions of the movie! Plus lots of extras. I thought I liked the original voice-over version the best, but this time around I preferred the &#8220;All New &#8211; Final Cut&#8221;. Of course the music by Vangelis really helps make this one of the best movies ever made.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Christopher</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17973</link>
		<dc:creator>Christopher</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 00:14:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17973</guid>
		<description>Happy Thanksgiving Rudy!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Happy Thanksgiving Rudy!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: fatih balkis</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17972</link>
		<dc:creator>fatih balkis</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 00:02:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17972</guid>
		<description>A critic about White Light, it&#039;s published on Turkish Radikal Book Magazine in last year. Unfortunately it&#039;s Turkish. 
Best Regards.

Rudy Rucker (1946) Amerikalı bir matematikçi olarak Siberpunk akımının önde gelen isimlerinden biri. Uzun yıllar bilimsel kitaplar, kuramlar ve romanlar geliştirdi ve yazdı. 1983’te yazdığı Transrealist Manifesto ile Siberpunk kavramına yeni açılımlar getirken başta William Gibson gibi pek çok yazarı da etkilemiş oldu.
Transrealizmi bilimkurgu içinde ele alıyor ve onun avangard yönünü temsil ettiğini söylüyordu. Transreal romanlar gerçekliğin içinden geçerek onu yok etmeye yakmaya kadar ileri gidebilirlerdi. Zamanda yolculuk makineler aracılığıyla değil, zihinde; uçmak bir çeşit aydınlanmayla ve bedenin terk edilişiyle, telepati de iletişimin en doğru yolu olarak kullanılıyordu.
Karakterler gerçek insanlardan oluşmalı, standart kurmacalardaki yazarın iradesi altındaki kuklalara dönüşmemeliydi. Olaylar tahmin edilebilir olmalı ve diyaloglar karakterleri umduklarından daha fazla zorlamalıydı.
Bir Transrealist romanda yazar kitabı yazan roman kahramanı olarak ortaya çıkmalı, kendisinin idealize, paralize olmuş halleri romanda yer almalıdır. Bunlar asla süper kahramanlar değildirler; bizim onları bilebileceğimiz ve anlayabileceğimiz kadardırlar.
Transrealist sanatçı eserinin sonunu önceden tahmin edemez. Çünkü roman organik olarak büyümektedir. Ona dışarıdan yazarın müdahale etmesi beklenmez. Çünkü okur için tahmin edilebilir olan, her zaman ilgi yitimine uğrar. Transreal bir roman devrimci bir sanat formudur. Kitlelerin düşünce kontrolünü ve uzlaşılmış bir gerçeklik mitini yok sayar. Transrealizm bilimkurgu edebiyatının artistik bir yoludur.
Bütün bu koşullar düşünüldüğünde 1980’de yazılan Beyaz Işık’ın yeni bir roman türünü yarattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kahramanımız Felix Rayman tıpkı Rucker gibi SUCAS üniversitesinde araştırma görevlisidir ve uzun zamandır ünlü matematikçi Georg Cantor’un 1875’te keşfetmiş olduğu Süreklilik Problemi’ni düşünüyordur. Bir aylak, toplumsal yaşamın kıyısında bir alkolik oluşu, yaşayacağı tüm deneyimlerin kuşkuyla karşılanmasına neden olsa da, sonsuzluğun içine yaptığı yolculuk deneyimi tüm yaşamı kapsayan bir sonuca ulaşmasına neden olur. Dünyanın gizidir bu. Beyaz ışığın ne olduğunu anlamasına yarayan tek gerçektir.
Rayman başlangıçta problemi çözmek için tıpku Faust gibi ruhunu bile satmayı düşünür. Gerçekten de beyaz bir ışık kılığında gelir Şeytan, ama ardından İsa gelip de yolculuğa çıkasını buyurmasıyla astral bir yolculuğa çıkması zorunlu hale gelir.
Rayman bedenini bir ağacın altında terk eder ve sonsuzluğa doğru, bütün matematik problemlerini çözmek ve Tanrı’ya ulaşmak için harekete geçer. Astral bedeniyle birlikte ışık hızına yakalayan Rayman, çok geçmeden sonsuzluğu simgeleyen Alef sıfıra ulaşır. Burası Hilbert Oteli adında, dünyanın dışında bir arayüzeydir ve Tanrı’ya ulaşmak için bir bekleme noktasıdır. Ancak ne zaman ne de mekan bildik kalıplar içinde düşünülebilir. Burada da metematik dünyasının henüz çözülmemiş problemleri ve tanıdık yüzleri bulunmaktatır. Georg Cantor, David Hilbert ve Albert Einstein bir masada oturup, konuşurlar. Rayman’ın aralarına girmesi ve kimi teoriler hakkında bilgi edinmesi kaçınılmazdır.
Rayman’ın yeni hedefi Alef bire yapılacak bir yolculuktur. Bir rehbere gereksinir, ancak onlara ulaşması olası değildir. Ama Franx adında bir hamam böceği onun eşlikçisi olacaktır. Franx dev bir böcektir ve sürekli olarak Prag’daki yaşamdan söz eder. Aslında Rudy Rucker’in özel olarak ilgilendiği bididir Kafka ve hem Gregor hem de Kafka Franx karakteriyle romana girmiş olur. Gerçekten de Gregor’un talihsiz dönüşümünü Siberpunk açısından değerlendirdiğimizde, söz konusu edebiyatın ilk ve önemli arketiplerinden birine ulaşmış oluruz. Yalnınca Kafka değil, kimi zaman karşılaştığı problemleri yine janrın önemli isimleriyle çözmesi gözlerden kaçmaz. Stanislaw Lem’in romanları, Breugel’in tabloları, Donal Duck gibi çizgi film kahramanları da romanda önemli saflar tutmaktadır.
Romanın karmaşık yapısı ve sonsuzluğu, bitmek tükenmek bilmeyen mekan değişimleri ve görüngüleri; konuşan duvarları, elektrik direkleri ve arabalarıyla tam bir kaos ortamı gibi görünse de, her şeyin boyut değiştirdiği bir dünyada tek tek anlam kazanacaklardır.
Transreal romanın ilk örneği olan Beyaz Işık meselini ciddiye alırken, dünyanın klişeleriyle de alay etmeyi unutmuyor. Yer yer gülme krizleri eşliğinde sınırların ve bedenlerin ötesinde bir yaşama tanık olmak için Beyaz Işık bir kült roman ve sonsuzluğu ilgilendiren her teori onun kısıtlı olduğunu ileri süren bir başka teori tarafından sonlanır ve bu sonsuza kadar devam eder.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>A critic about White Light, it&#8217;s published on Turkish Radikal Book Magazine in last year. Unfortunately it&#8217;s Turkish.<br />
Best Regards.</p>
<p>Rudy Rucker (1946) Amerikalı bir matematikçi olarak Siberpunk akımının önde gelen isimlerinden biri. Uzun yıllar bilimsel kitaplar, kuramlar ve romanlar geliştirdi ve yazdı. 1983’te yazdığı Transrealist Manifesto ile Siberpunk kavramına yeni açılımlar getirken başta William Gibson gibi pek çok yazarı da etkilemiş oldu.<br />
Transrealizmi bilimkurgu içinde ele alıyor ve onun avangard yönünü temsil ettiğini söylüyordu. Transreal romanlar gerçekliğin içinden geçerek onu yok etmeye yakmaya kadar ileri gidebilirlerdi. Zamanda yolculuk makineler aracılığıyla değil, zihinde; uçmak bir çeşit aydınlanmayla ve bedenin terk edilişiyle, telepati de iletişimin en doğru yolu olarak kullanılıyordu.<br />
Karakterler gerçek insanlardan oluşmalı, standart kurmacalardaki yazarın iradesi altındaki kuklalara dönüşmemeliydi. Olaylar tahmin edilebilir olmalı ve diyaloglar karakterleri umduklarından daha fazla zorlamalıydı.<br />
Bir Transrealist romanda yazar kitabı yazan roman kahramanı olarak ortaya çıkmalı, kendisinin idealize, paralize olmuş halleri romanda yer almalıdır. Bunlar asla süper kahramanlar değildirler; bizim onları bilebileceğimiz ve anlayabileceğimiz kadardırlar.<br />
Transrealist sanatçı eserinin sonunu önceden tahmin edemez. Çünkü roman organik olarak büyümektedir. Ona dışarıdan yazarın müdahale etmesi beklenmez. Çünkü okur için tahmin edilebilir olan, her zaman ilgi yitimine uğrar. Transreal bir roman devrimci bir sanat formudur. Kitlelerin düşünce kontrolünü ve uzlaşılmış bir gerçeklik mitini yok sayar. Transrealizm bilimkurgu edebiyatının artistik bir yoludur.<br />
Bütün bu koşullar düşünüldüğünde 1980’de yazılan Beyaz Işık’ın yeni bir roman türünü yarattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kahramanımız Felix Rayman tıpkı Rucker gibi SUCAS üniversitesinde araştırma görevlisidir ve uzun zamandır ünlü matematikçi Georg Cantor’un 1875’te keşfetmiş olduğu Süreklilik Problemi’ni düşünüyordur. Bir aylak, toplumsal yaşamın kıyısında bir alkolik oluşu, yaşayacağı tüm deneyimlerin kuşkuyla karşılanmasına neden olsa da, sonsuzluğun içine yaptığı yolculuk deneyimi tüm yaşamı kapsayan bir sonuca ulaşmasına neden olur. Dünyanın gizidir bu. Beyaz ışığın ne olduğunu anlamasına yarayan tek gerçektir.<br />
Rayman başlangıçta problemi çözmek için tıpku Faust gibi ruhunu bile satmayı düşünür. Gerçekten de beyaz bir ışık kılığında gelir Şeytan, ama ardından İsa gelip de yolculuğa çıkasını buyurmasıyla astral bir yolculuğa çıkması zorunlu hale gelir.<br />
Rayman bedenini bir ağacın altında terk eder ve sonsuzluğa doğru, bütün matematik problemlerini çözmek ve Tanrı’ya ulaşmak için harekete geçer. Astral bedeniyle birlikte ışık hızına yakalayan Rayman, çok geçmeden sonsuzluğu simgeleyen Alef sıfıra ulaşır. Burası Hilbert Oteli adında, dünyanın dışında bir arayüzeydir ve Tanrı’ya ulaşmak için bir bekleme noktasıdır. Ancak ne zaman ne de mekan bildik kalıplar içinde düşünülebilir. Burada da metematik dünyasının henüz çözülmemiş problemleri ve tanıdık yüzleri bulunmaktatır. Georg Cantor, David Hilbert ve Albert Einstein bir masada oturup, konuşurlar. Rayman’ın aralarına girmesi ve kimi teoriler hakkında bilgi edinmesi kaçınılmazdır.<br />
Rayman’ın yeni hedefi Alef bire yapılacak bir yolculuktur. Bir rehbere gereksinir, ancak onlara ulaşması olası değildir. Ama Franx adında bir hamam böceği onun eşlikçisi olacaktır. Franx dev bir böcektir ve sürekli olarak Prag’daki yaşamdan söz eder. Aslında Rudy Rucker’in özel olarak ilgilendiği bididir Kafka ve hem Gregor hem de Kafka Franx karakteriyle romana girmiş olur. Gerçekten de Gregor’un talihsiz dönüşümünü Siberpunk açısından değerlendirdiğimizde, söz konusu edebiyatın ilk ve önemli arketiplerinden birine ulaşmış oluruz. Yalnınca Kafka değil, kimi zaman karşılaştığı problemleri yine janrın önemli isimleriyle çözmesi gözlerden kaçmaz. Stanislaw Lem’in romanları, Breugel’in tabloları, Donal Duck gibi çizgi film kahramanları da romanda önemli saflar tutmaktadır.<br />
Romanın karmaşık yapısı ve sonsuzluğu, bitmek tükenmek bilmeyen mekan değişimleri ve görüngüleri; konuşan duvarları, elektrik direkleri ve arabalarıyla tam bir kaos ortamı gibi görünse de, her şeyin boyut değiştirdiği bir dünyada tek tek anlam kazanacaklardır.<br />
Transreal romanın ilk örneği olan Beyaz Işık meselini ciddiye alırken, dünyanın klişeleriyle de alay etmeyi unutmuyor. Yer yer gülme krizleri eşliğinde sınırların ve bedenlerin ötesinde bir yaşama tanık olmak için Beyaz Işık bir kült roman ve sonsuzluğu ilgilendiren her teori onun kısıtlı olduğunu ileri süren bir başka teori tarafından sonlanır ve bu sonsuza kadar devam eder.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Steve H</title>
		<link>http://www.rudyrucker.com/blog/2008/11/25/two-phil-dick-awards/comment-page-1/#comment-17969</link>
		<dc:creator>Steve H</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 22:17:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.rudyrucker.com/blog/?p=798#comment-17969</guid>
		<description>Disch was a great guy, sadly missed. OMG did he ever miss a great election! Did you know that PKD once turned him in to the FBI once he realized that CAMP CONCENTRATION was full of coded messages? Have a good Thanksgiving - you certainly have the family for it!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Disch was a great guy, sadly missed. OMG did he ever miss a great election! Did you know that PKD once turned him in to the FBI once he realized that CAMP CONCENTRATION was full of coded messages? Have a good Thanksgiving &#8211; you certainly have the family for it!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

